AMPURIA TOUR :: Ampuria Blog >> FOÇA SEN BİZE NE YAPTIN?

Foça Sen Bize ne Yaptın?


Yazı için Sevgili Reyhan UÇAR'a teşekkürlerimizle...

Kısa bir tatil hayali, içimi ısıtan arkadaş buluşması ve maceralı bir İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanından ayrılmamız ile başladı Foça gezim. Havaalanında Mahmut ve eşi Nuran'ı bıraktığım için yanımdaki iki koltuğuda işgal ederek gayet rahat geçti yolculuğum...

İzmir'e insanı hüzne boğan gri bulutların arasından, yüzünü gösteren sımsıcak bir güneş eşliğinde indik...

Güneş bir dağın ardından bir denizin üstünden görünüyor ve içimi ısıtıyor...

İki ay geçmesine rağmen özlemişim memleketimi...

Havasını, suyunu, insanını, kokusunu, kumrusunu, gevreğini....

Havaalanında son tatilcilerin ve yerli halkın şehre hareket kattığı zamanlar yaşanıyor gibi.... Bir telaş bir telaş.. Gelen, giden insanlar.. İnip , kalkan uçaklar... Arkadaşlarımızı beklerken farkına varıyorum bu telaşın, bu karmaşanın...Offf ne kadar yorucu....Foça ben senden sadece huzur istiyorum...
 
Sonbaharın etkisini iyice hissediyorum. Kentler yavaş, yavaş griye bürünüyor. Seslerin ve kalabalıkların artık bana boğucu gelmeye başladığı bir Ekim sabahında Foça beni ağırlayacak.

Foça gezim sonbaharın en tatlı, en keyifli tatil eylemi olacak gibi... Karataşına basmayıp üzerine düştüğüm için Foça'ya bu kaçıncı gelişim hatırlamıyorum... Ama biliyorum ki bu gelişim bir başka olacak...Çünki içim kıpır kıpır; deli akıyor damarımdaki allarım ve aklarım. Bu mevsimde bu coşku ....Hayırdır inşallah...

Foça benim kadar coşkulu değil , ara sıra gösterdi güneş yüzünü...

Foça minik damlalarıyla ağırladı bizi.. Ama ben buna aldırmadan hep gülerek, hep eğlenerek, hep gezerek yaşadım Foça'yı...Tek bir anım oturarak geçmedi...Havaya inat yağmurda tekne turu yaparak, Titanic pozu vererek, gecenin ikisinde kaldığım MELAİKE Oteli; MELEK Otel diye arayarak geçti .O kadar yoğun geçti ki 40 yıllık arkadaşım Tuncay'ı bile göremeden geçti..

Balığın , kalamarın , Egenin meşhur otlarının , her çeşit meze ve meyvenin tadına bakarak geçti...
Yağmurdan ıslanarak üç günlük yaşadım Foça'yı..
Ama anılarımda ki yeri çok özel kalacak...Eminim...

Denizi, renkli sokakları, gece hayatı tüm güzelliğiyle şimdilik bir tarafta dursun; ilk olarak Foça yollarında buldum kendimi...Çam ağaçlarının arasından akan yollardan sonra karşıma hep deniz çıkıyor...Kimi zaman mavi , kimi zaman gri veya turkuaz ama hep oynak hep kıpır kıpır , hep coşkulu , hep bereketli ve tertemiz....

Çam ağaçlarının, mandalina ağaçlarının arasından dip dibe sığınmış eski evler karşılıyor beni...
Sadece bir kaç duvarı kalmış omuz omuza vermiş evler , korku ve endişe ile birbirlerine kendi içlerindeki yaşanmışlıkları anlatıyor...

Foça'nın merkezinde günün her saati farklı bir neşe yaşanıyor. Otelleriyle, evleriyle, dükkanları ile çok katlı olmayan bu yerin sırtındaki derin bir orman; zaman zaman aşağılara inerek tertemiz bir denizi kucaklıyor. İşte Foça çoğu zaman bu mavi ile yeşilin arasında kalıyor..Artık maviye göz kırpıyor gibi Foça, çünki yeşili azalıyor....

Sabahın erken saatlerinde sıcacık poğaca ve börekleri alıp bir mekanda denize karşı kahvaltı yapmak burada yaşayanların harika bir alışkanlığı ... Esnaf yavaş yavaş dükkan açarken sahil, bisiklete binenler yürüyüş yapanlar ve koşanlarla canlanıyor. Yüzü denize bakan mekanlarda oturanlar, fotoğraf çekenler, durup sohbet edenler gözüme çarpıyor Foça'da...

Merkezdeki çarşı, ara sokaklardaki dükkanlar ve balık tezgahları hem turistlerin hem de burada yaşayanların gün boyu canlı tuttuğu yerler arasında . Hediyelik eşyadan, baharata, sebze ve meyvaya kadar herşeyi çok küçük bir alanda temin edip evinize huzurla dönebilirsiniz Foça'da...Acaba burada yaşayanlar bu lüksün farkındalar mı?

Gün geceye döndüğünde ise bir başka renkli Foça... Gecelerde eğlencenin dibine vurUyor ; mekandan dışarı taşıyor ve kimse bunu yadırgamıyor. Otomobil durup oynayanların göbek atmasını sabırla bekliyor... Korna çalan yok, arabadan inip bağıran yok...
Arkadaşlarımla gece sokaktan geçen sarhoşların naralar atarken ne kadar haklı olduklarını konuşuyoruz, kendi durumumuza bakarak ve kıkırdayarak....Sesimiz sokaklarda yankılanıyor...

Sen bize ne yaptın? Sen bizi nasıl bir ruh haline soktun Foça?

Bi-le-mi-yo-rum....

Buna sebep içki mi , arkadaşlık mı, keyifli ortam mı ,itina ile yapılmış tıkır tıkır işleyen organizasyon mu, gezip gördüğümüz güzellikler mi, yapılan dostça sohbetler mi, senin gizemli suskunluğun mu, yoksa benim deli akan kanım mı?

Bunu da , Bi le mi yo rum.....

Saygılarımla....

Reyhan Uçar


Henüz yorum yazılmamış

İlk yorumu siz yazın

Lütfen bekleyiniz...